| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )
film izle - Sinema izle - Pc ps3 xbox wii oyunları - Klip izle

Ankara Haber | Ankarahaber

ankara haber, son dakika ankara haber,haber, ankara,son dakika

23 "trabzon haber" etiketi kullanan gönderi (sayfa 1)"trabzon haber" etiketi kullanan diğer içerikler resimler , videolar
 

Koku körü olunur mu?

ankara haber

İnsan yaşamında kokunun önemi sanıldığından daha fazladır. Koku alabilmek kişiye kendini iyi hissettirmenin yanı sıra zehirli gazlardan uzak durarak hayat kurtarabildiği gibi bozulmuş gıdalardan zehirlenmeyi de önlemektedir. Çiçeklerin, sabun, deterjan, çamaşır, tıraş losyonu, şampuan gibi ürünlerin hatta ev, ofis gibi mekanların güzel, ferah kokması aranan bir özelliktir. Bu sayede parfüm endüstrisi dünya çapında çok büyük rakamların döndüğü dev bir sektördür. Peki güzel kokmayı, koklamayı yani koku alma duyumuzu bu kadar özel ve önemli kılan nedir?

Kulak Burun Boğaz Doktoru, Op. Dr. Atilla Şengör, “Koku almanın önemi ve koku kayıplarının kayıpları” hakkında bilgi verdi.

İnsanların koku alma duyusu düşünüldüğünden daha işlevsel özelliktedir. Hoş bir koku aldığımızda farklı bir hazla kokunun kaynağına yönelebiliriz. Bazen aldığımız koku bizi çocukluğumuza götürür ve bir an için zamanda yolculuk yapmış gibi hissederiz. Bu durum koku duyumuzun, duygularımız ve de özellikle hafızamız ile bir şekilde ilişkili olması ile açıklanabilir. Ayrıca yemeklerden aldığımız tadın pekişmesini sağlaması da, kokunun önemli bir özelliğidir. Bunların dışında, koku alabilmenin kişiyi koruyucu etkileri de vardır. Koku almak, sürekli olarak soluduğumuz havanın kalitesine göre duman ve zehirli gazlardan uzak durmamızı sağladığı gibi; örneğin yanık kokusunu alarak bir yangından veya ekşi kokusuyla bozuk bir gıdadan sakınmamızı da sağlar. Sosyal yaşantımızda ise banyo yapıp yapmamamız gerekliliğini bize bildirir. Görme, işitme, duyma, tat alma gibi koku duyumuz da çevrede olan olayları algılamamızı ve ilişki kurmamızı sağlar.

Her on insandan birinde herhangi bir nedene bağlı olan koku alma bozukluğu var

Koku alma sırasında koku molekülleri her iki burun boşluğunun yukarı bölümünde bulunan o tarafa ait koku sinirlerini uyarırlar. Ancak buralardan gönderilen koku sinyalleri beyinde bulunan her iki koku merkezine de iletilirler. Bu nedenle tek taraflı koku bozukluğunu fark edemeyebiliriz.

Koku kayıplarının nedenleri nedir?

Tıbbi adıyla “anosmi” dediğimiz koku kaybı veya halk arasında bilinen adıyla “koku körlüğü”, nedenine bağlı olarak geçici veya kalıcı olabilir. Geçici koku kayıpları sıklıkla nezle, grip, sinüzit ve alerji gibi nedenlere bağlıdır. Diğer olası koku kaybı nedenleri arasında burun-sinüs problemlerine de neden olabilen; büyümüş geniz etleri, burun etleri (nazal polipler), burun eğrilikleri, konka şişmeleri ve sigara kullanımı bulunur. Burun içerisindeki ufak anatomik bozukluklar, bulundukları yere göre önemli ölçüde hava akımını etkileyebilirler ve alınan havanın koku bölgesine ulaşmasını engelleyebilirler. Bazı ilaçların yan etkileri, kemoterapi, toksinler ve kimyasal maddeler de koku alma bozukluklarına neden olabilirler.  Ayrıca yüz ve burun yapılarına olan travmalar, bazı tümörler (burun, ön beyin, hipofiz bezi), geçirilmiş ameliyatlar ve virüs infeksiyonları ile epilepsi (sara), alzheimer ve parkinson gibi nörolojik hastalıklar; sitemik hastalıklar ve psikiyatrik hastalıklar yine koku kayıplarına neden olabilirler. Bebekler nadiren koku bozukluğu ile doğarlar (konjenital anosmi). Bazı kalıtımsal hastalıklar buna neden olurlar. Koku kaybının nedeni bazen de belirlenemeyebilir.

Yaşlılık da koku kaybına neden olabilir
Bu durum koku almayı kontrol eden sinirlerin de yaşlanması ve bozulması nedeniyle olur. Beraberinde tat duyusu da bozulabilir. Üstelik tat kaybı da varsa iştahın azalmasına ve beslenmenin de bozulmasına yol açar. Ayrıca tadı artırmak amacıyla fazla tuz ve şeker kullanımı nedeniyle tansiyon veya diyabet gibi hastalıklar açısından özellikle tehlikelidir.

Ortada bir şey yokken kokular almak mümkün müdür?
Bazı sinüzit hastaları yanık kokusu veya kötü bir koku aldıklarını belirtirler. Ancak bu kokuyu kendilerinden başkası algılayamaz. Bu duruma “Fantosmi” veya “koku halüsinasyonu” adını veriyoruz. Yapılacak endoskopik değerlendirme ve yardımcı olabilecek bazı filmler ile bu durum tespit edilebilir. Ayrıca beynin koku algılayan bölümlerinde oluşabilecek bölgesel sara nöbetleri ile de olmayan kokuları duyan hastalar mevcuttur. Bu durum bazı tümörler veya nörolojik bozukluklara bağlı olabilmektedir. Bundan başka “Parosmi” diye adlandırılan, bir şeyin kokusunun başka bir şeymiş gibi algılanması durumu da vardır. Örneğin muz kokusu, çürümüş et kokusu gibi algılanabilir.

Kalıcı koku kaybına dikkat!
Detaylı bir sorgulamayı takiben yapılacak endoskopik muayene ile koku alma bölgesine havanın ulaşmasını engelleyebilecek bozukluklar tespit edilebilir. Ayrıca bunun yanında, bazı görüntüleme yöntemleri ve tetkikler yardımcı olarak kullanılabilir. Çeşitli koku testleri ile koku kaybının düzeyi belirlenebilmekle birlikte henüz her yerde bulunabilen bir yöntem değildir. Alerji, sinüzit, burun eğrilikleri ve polipler gibi burun-sinüs problemleri tıbbi yöntemlerle veya ameliyatla tedavi edilebilmektedirler. Ancak son çalışmalar, çok ağır ve uzun süreli sinüziti olan hastaların koku bozukluğunun tam olarak düzelemeyebileceğini işaret etmektedirler. Bu nedenle sinüs hastalıklarının tedavisi geciktirilmemelidir. Bazı sistemik veya nörolojik kökenli hastalıkların ise diğer branş hekimleriyle birlikte izlenmesi gereklidir.

 
 
 

Gece uykusunu ihmal etmeyin!

ankara haber

Süleyman Demirel Üniversitesi (SDÜ) Tıp Fakültesi Araştırma ve Uygulama Hastaneleri Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ünal Şahin, gece 5 saat ve daha az uyuyanların damarlarında kireçlenme riskinin arttığını, bunun da beraberinde kalp hastalıkları riskini getirdiğini söyledi.

Doç. Dr. Ünal Şahin, AA muhabirine yaptığı açıklamada, uykunun vücudun kendi kendini tamir ve tedavi ettiği son derece önemli bir süreç olduğunu belirtti. Uykunun beynin dinlenme vakti sanıldığını, bunun da yanlış bir düşünce olduğunu ifade eden Şahin, ''Tersine uyku, beynin vücudun dinlenme ve tamir işiyle meşgul olduğu vakittir'' dedi.

Beynin elektriksel yapısı üzerinde yapılan araştırmaların, zihnin uyku sırasında, en az uyanık olduğu dönemdeki kadar çalıştığını gösterdiğine işaret eden Şahin, beynin gece ve gündüz görevlerinin farklı olduğunu dile getirdi.

Doç. Dr. Şahin, 35-47 yaş arasındaki 500 kişinin uyku süresi ve damar sağlığı üzerinde yapılan bir araştırmaya dikkati çekerek, geceleri 5 saatten az uyuyan deneklerin yüzde 27'sinde damar kireçlenmesi tespit edildiğini ifade etti.

Damar kireçlenmesinin beraberinde kalp hastalığı riski getirdiğine işaret eden Şahin, ''Yetişkin bir kişinin günde en az 7 saat uyuması gerekir. Uyku süresini 7 saatten 5 saat ve daha aza indirenlerin kalp ve damar sorunları nedeniyle hayatlarını kaybetme riski, 7 saat uyuyanlara göre iki kat artıyor'' diye konuştu.

-İKİNCİ UYKUNUN ZARARI-

Ünal Şahin, sabah uyandıktan sonra yeniden uykuya dalmanın ise vücutta gece boyu yapılan tamiratı tahrip edeceğini kaydetti.

Güneşin ilk ışıklarını alan vücutta melatonin hormonu salgılandığını anlatan Şahin, bu hormonun vücudun biyolojik saatini koruduğunu ve ritmini ayarladığını dile getirdi.

Şahin, ''Biyolojik saatimiz kendi kurallarına göre çalışır. Sabah uyandıktan sonra tekrar uyuma isteği, alışkanlıktan ve tembellikten kaynaklanır. Bu alışkanlığı yenen kişi en fazla 10 gün içinde kendini çok daha dinç hissedecektir'' dedi.

-ÖĞLE UYKUSU ÖNERİSİ-

Ünal Şahin, öğlen 11.00 ile 13.30 saatleri arasında uyumanın kişilerin performansını artıracağını vurguladı.

Özellikle siyasetçiler gibi aşırı yoğun ve stresli iş temposu içinde çalışanlara öğlen uykusunun çok yararlı olacağını ifade eden Şahin, eski ABD Başkanı Bill Clinton'ın öğle saatlerinde düzenli olarak uyuduğunu kaydetti.

Uzak Doğu'daki bazı şirketlerde de işçiler için öğle uykusu arası verildiğini belirten Şahin, bu şekilde iş veriminin artırıldığını bildirdi.

-SAĞLIKLI BİR UYKU İÇİN-

Ünal Şahin, sağlıklı bir uyku için, ''Sadece kendinizi uykulu hissettiğinizde yatağa gidin'' önerisinde bulundu.

Yatmadan önce ılık bir duş almanın rahatlatıcı etkisine dikkati çeken Şahin, uyku için ışık, ısı ve ses bakımından uygun ortamın hazırlanması gerektiğini vurguladı.

Şahin, uykudan hemen önce yemek ve çerez yenmemesi, ilaç alınmamasını önererek, şöyle konuştu:

''Uyku öncesi kahve, çay, alkol ve sigara kullanmayın. Gün ortası veya öğleden sonra düzenli olarak egzersiz yapın. Fakat yoğun egzersiz yapmaktan kaçının. Zihinsel veya fiziksel rahatlama yöntemlerini kullanın. Yatmadan önce ağır yemek ve sıvı tüketiminden kaçının. Yatağı sadece uyku için kullanın. Televizyon izlemek gibi aktiviteleri yatakta yapmayın. Kendinize düzenli bir uyanma şeması oluşturun.''

 

 

 
 
 

Bol bol egzersiz yapın

ankara haber

Düzenli yapılan orta şiddetteki ılımlı egzersizlerin hastalıklardan korunma, hastalık halinden kurtulma ve yaşam kalitesini yükseltmede önemli rol oynadığı bildirildi.

Gaziantep Üniversitesi (GAZÜ) Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu Müdürü Yrd. Doç. Dr. Kürşat Karacabey AA muhabirine yaptığı açıklamada, egzersizin hastalıktan korunmada etkin rol oynadığını ve sağlığı olumlu yönde etkilediğini bildirdi.

Egzersizin fiziksel olduğu kadar ruhsal sağlık için de önemli olduğunu, yapılan araştırmaların egzersiz yapan kişilerin yapmayanlara göre pek çok açıdan daha sağlıklı olduğunu ortaya koyduğunu dile getiren Karacabey, şöyle konuştu:

''Osteoporozun gelişimini yavaşlatmak açısından egzersiz çok etkili. Kadınların ergenlik çağından önce egzersize başlaması gerekiyor. Bu dönemden itibaren kemik kitlesi artar. 20-30 yaş arasında kemik kitlesi artışı sabitlenir.

Düzenli ve bedeni çok fazla yormayacak egzersizler çok ileri yaşlardaki kişiler için bile faydalıdır. Jogging, yürüyüş, aerobik step, dans, tenis ve basketbol gibi egzersizler kemik kitlesinin sağlıklı gelişiminde önemli rol oynar ve kemik kitlesinin maksimal düzeye ulaşmasına katkı sağlar.''

Karacabey, bilimsel çalışmaların düzenli egzersizin kan akımını düzenlediğini ve korumaya yardımcı olduğunu ortaya koyduğunu ifade etti. Durağan yaşam tarzı sürdürenlerin, sporculara göre yüzde 35 daha fazla hipertansiyon riskine sahip olduğunu dile getiren Karacabey, şunları anlattı:

''Ayrıca klinik ve deneysel çalışmalar düzenli ve ağır olmayan egzersizin üst solunum yolu enfeksiyonu sıklığının azaldığını göstermiştir. Ayrıca bu tür egzersizlerin türü kalp hastalığı, şişmanlık, insüline bağlı olmayan diyabet, yüksek tansiyon ve osteoporoz gibi hastalıkların önlenmesi ve tedavisinde, vücut ağırlığının kontrolü ve organizmanın strese karşı direncini arttırmada önemli rol oynadığı ispatlanmıştır. Egzersiz hastalıktan korunmada etkin rol oynar, sağlığı olumlu yönde etkiler''

-''HAYATA DAHA MUTLU BAKAR''-

Karacabey, egzersiz yapan kişilerin kendisini daha enerjik hissettiğini, tembellikten uzaklaştığını, sakinleştiğini ve hayata daha mutlu baktığını ifade etti.

Egzersiz yapmanın öz saygının gelişmesinde etkili olduğunu, organizmayı bedensel ve ruhsal streslerin yıpratıcı etkisinden koruduğunu ve kişilerin kendisine güvenini arttırdığını dile getiren Karacabey, şöyle devam etti:

''Düzenli ve etkili egzersiz, bizim gibi gelişmekte olan ülkeler için hastalıklardan korunmanın, tedaviyi desteklemenin ve yaşam kalitesini arttırmanın en ekonomik yollarından biri. Bu konuda başta ailelere ve eğitim kurumlarına büyük görev düşüyor. Hastalanma risklerini azaltmak ve sağlıklı kalabilmek için organizmamızın doğal savunma sisteminin kuvvetlenmesi gerekiyor. Bu açıdan vücudun doğal savunma sistemini düzenli egzersizlerle güçlendirmek önemli.''

Karacabey, egzersizlerle güçlenen bağışıklık sisteminin hastalıklara karşı vücut direncini arttıracağını, hastaların iyileşme süresini kısaltacağını ve iş verimini yükselteceğini vurguladı.

Yürüyüş ile düşük ve orta hızlı koşuların en ideal egzersiz türleri olduğunu dile getiren Karacabey, egzersizin şiddeti ve süresinin her yaş grubu, cinsiyet ve kişilerin fiziki yapılarına göre değişebileceğini sözlerine ekledi.

 
 
 

En popüler kan dindirici bitki

ankara haber

Açelya çayı, en popüler kan dindirici bitkilerden biridir. Mide ağrılarında, mayasıl, ülser, gastrit gibi hastalıklarda mide ve basur kanamalarında, ayrıca yara ve burun kanamalarında kullanılır. Dişeti iltihabında gargara şeklinde kullanılır. Geride kalan tortuları yara, şişlik ve mayasıl üzerinde konursa tedavi edici güce sahiptir. Kaynatılan aynı poşet egzama gibi yaralar üzerinde sürülürse faydalıdır.

 

 
 
 

Kurban ve Hz. İbrahimi anlamak

ankara haber

Öyle bir adamdı ki, ateş onu ve kalbinin yüceliğini tanımış, yakmamıştı. Öyle bir adamdı ki, babasının yolunu ona saygıda kusur etmeden terk etmeyi bilmişti.
Öyle bir adamdı ki, ne güneşe ve yıldızlara kanmıştı ne de zalimin zulmüne boyun eğmişti.
Yeryüzündeki elçilerin "baba"sıydı.
Öyle yazıldı, öyle söylendi hikâyesi...
Bugün onu, yani Hz. İbrahim' i hatırlatacağım size...
Neden?
Kısaca anlatayım.
Yıllar önce Yeni Yüzyıl'da yazmaya başladığımdan bu yana Kurban bayramlarında farklı yazılar kaleme aldım.
Kurban geleneğini güncel bir bakışla ele almaya karşı çıktım.
"Bu uygulama çağdışı bir şey" diyenlerle "bu uygulama özünde sosyal yardımlaşma-dayanışmadır" diyenlerin kısır tartışmasına girmek yerine insanlığın binlerce yıllık serüvenine eğilmeyi tercih ettim.
İlk yazılarımda bu geleneğin bütün toplumlar için geçerli antropolojik özelliklerinden söz ettim.
Sonraki yıllarda ilahi dinlerin öyküsünü ele aldım.
Mesele inanıp inanmama meselesi değildi.
Mesele binlerce yıllık anlatıların boş yere ortaya çıkmayacağını bilmekteydi!
Her şeyden önce...
Kurban edimi üzerine bütün öyküler bugün giderek unuttuğumuz kurban adabı nın aslında kurban âdeti nden çok daha önemli olduğunu bize gösteriyordu.
Şimdi sıra Hz. İbrahim'in oğlu İsmail'i kurban etmeye kalkışmasının ardındaki hikmeti anlamaya geldi.
İlahiyatçı değilim. Şükür, onların yapabileceği bir işe kalkışacak kadar kendimi kaybetmedim.
Hayır! Sıradan bir okur yazarın zihni ve görmüş geçirmiş bir kalbiyle yaklaşacağım Kur'an'daki anlatıya.
Yer dar! Biraz hızlı gideceğim elbette.
Ve Ali Şeriati'nin analizini yedeğime alarak çıkacağım bu yola!
Ne istendi Hz. İbrahim'den?
Oğlunu kurban etmesi, "boğazlama"sı istendi.
Hak yolunda kendi canını defalarca feda etmişti oysa Hz. İbrahim...
Hiç duraksamadan, gözünü kırpmadan hem de...
O halde İsmail'den vazgeçmesi ne anlama gelirdi?
Ondan " sevdiklerinden " vazgeçmesi isteniyordu.
Çünkü insanı yeryüzüne bağlayan canından çok sevdikleriydi.
İbrahim müthiş bir yol ayrımındaydı.
Yıllar boyu dualarla, dileklerle oğlunun yolunu beklemişti. Ona çok düşkündü!
Tam bu noktada Dr. Şeriati "İsmail'i kurban et" emrinde düz anlama değil derin anlama bakar ki, haklıdır. ("Nefsini öldür"deki öldürmek gibi...)
Sonra İsmail'i de bir özel addan çok bir sıfat olarak görmek gerektiğini söyler.
Bence haklıdır Şeriati, çünkü kurban olayının " öz "ü tam da bu noktadadır.
Dönelim öyküye...
Her zaman Allah ne derse onu yapan Hz. İbrahim şimdi ne yapacaktır?
Bu buyruk karşısında teslimiyetin gücü babalık hazlarından daha mı hafif kalacaktır?
İblis girer araya.
Hz. İbrahim, zorlanır, düşer, kalkar...
Sonunda vakit gelir. Allah'ın emrine uymaya karar verir.
Ah, İsmail! Babasının çektiği sıkıntı nasıl da üzer onu! Boynunu uzatıverir.
Fakat bıçak!..
Orada çırılçıplak...
Orada apaçık biçimde kesmez bıçak.
İbrahim kızar, yere çalar bıçağı!
Ve birden bir koyun belirir.
Müjde ve mesaj gelir.
"Ey İbrahim sen emri yerine getirdin. Allah kurban edesin diye bu koyunu gönderdi."
O gün de...
Bugün de...
Fakat belki de en çok bugün...
Ne anlama geliyor kurban?
Bunu anlamak için iki soruya cevap vermek gerek.
Bir... Hz. İbrahim olabiliyor musun? Yoksa kuru bir örf adet takipçisi misin?
İki... Senin İsmail'in ne?
Ali Şeriati şöyle açıyor bunu: "Başkasının bilmesine gerek yok, sen ve Allah bilsin yeter! Senin İsmail'in karın, kocan, mesleğin, şöhretin, servetin, gücün, makamındır belki..."
Yoksa Şeriati'nin dediği gibi...
"Yalnızca kesmiş olmak için koyun kesmek kasaplıktır!"
(Meraklısı için önemli not: İranlı düşünür ve sosyolog Ali Şeriati'nin söz konusu analizi Hacc adlı çalışmasında yer alır.)

 

 
 
 

Yarbay Dönmez'in cephaneliği

ankara haber

Zir Vadisi'nde yapılan kazıda 30 el bombası, 9 sis bombası, 800 G-3 mermisi ve plastik patlayıcı ele geçirildi.

Sakarya ve Ankara'daki evlerinde silah ve el bombaları bulunan Ergenekon "firarisi" Yarbay Mustafa Dönmez'in Mamak Askeri Cezaevi'ne teslim olduğu saatlerde polis Ergenekon terör örgütünün yeni bir cephaneliğine ulaştı.

Krokiler kriptolu çıktı

Polis, Dönmez'in Sapanca'daki yazlık evi ile Ankara'daki evinde yapılan aramalarda ele geçirilen bilgisayar, cd ve dökümanları inceledi. Şifreli klasörlerin birinden Yenikent'te bir araziyi gösteren krokiye ulaşıldı. Krokilerin "Gayri Nizami Harp" tarzında hazırlandığı belirlendi.

Polis şifreyi kırdı

Şifre çözücü polisler Dönmez'in evinde bulunan krokiyi çözdü. İstanbul Emniyeti dün akşam üstü Zir Vadisi olarak da bilinen Yenikent'teki arazide "ivedi" arama yapılması için krokiyi Ankara Emniyeti'ne gönderdi.

Atıl durumdaki bir evin 15 metre uzağında spot ışıklarla aydınlatılarak iş makinası kullanılmadan insan gücü ile yapılan kazıda 10 kilogram plastik patlayıcı, 15 savunma tipi el bombası, 10 taaruz tipi el bombası, 9 sis bombası, 10 anti-tank mayını, 15 tüfek bombası, 800'den fazla G-3 piyade tüfeği mermisi, 500 bixi mermisi, çok sayıda aydınlatma fişeği ve kaleşnikof mermisi ele geçirildi. El bombalarının bir kutu içerisindeki yumurta kartonuna dizili olduğu görüldü.

Cephanenin kaynağı

 Ele geçirilen mühimmatın Yarbay Dönmez'in 2000-2007 yılları arasında görev yaptığı Sakarya 1. Ana Bakım Komutanlığı'ndan çıkardığı tahmin ediliyor. Ergenekon savcısının ele geçirilen mühimmatın envanter karşılaştırılması için Kara Kuvvetleri Komutanlığı'na yazı göndereceği öğrenildi. Komutanlığın bu yönde soruşturma başlatması bekleniyor. Bu arada ilk kazı alanından silah ve mühimmatı çıkarmayı tamamlayan polis. 200 metre ileride yeni bir kazı çalışması başlattı, saat 22.00'de çalışmalara ara verildi.

Zir Vadisi kime evsahipliği yaptı?

Kriptolu krokinin çözülmesiyle deşifre olan yeni cephanelik alanı çok kritik bir adres çıktı...

Yarbay Mustafa Dönmez'in evinde bulunan kriptolu krokinin çözülmesiyle ortaya çıkan yeni cephanelik çok kritik bir adres çıktı.

Ankara'nın Yenikent ilçesinde Zir Vadisi olarak bilinen yer Jandarma Genel Komutanlığı'nın atış poligonlarının bulunduğu alan. Bu adreste Jandarma Genel Komutanlığı'nın 'Zir Atış Polgonu' yer alıyor. Bölge ile ilgili başka bir ayrıntı da burasının Özel Kuvvetler Komutanlığı'nın eski mekanı olması. Ankara Gölbaşı'nda Oğulbey mevkiğine taşınan Özel Kuvetler Komutanlığı bu adreste uzun yıllar konuşlanmış ve eğitim alanı olarak kullanmıştı.

Ermeni Mezarlığı'nın karşısı

 Zir Vadisi, 1957 yılındaki sel felaketinden önce Türkler ve Ermenilerin birlikte yaşadığı 200 konutluk eski bir yerleşim yeri. İpek yolu üzerinde bulunan ve Evliya Çelebi'nin Seyahatnamesi'nde de geçen Zir Vadisi'ndeki Bucuk köyü, 50 yıl önceki felaketin ardından terk edildi. Göç eden Bucuklular, daha sonra Yenikent adını alan yeni bir yerleşim yeri kurdu. Kazı yapılan alan Ermeni Mezarlığı'nın hemen karşısında.

10'uncu dalganın üçüncü cephaneliği

Ergenekon'un son dalgasının ardından başlatılan aramalarda 3 cephanelik ortaya çıkarıldı...

Ergenekon soruşturması kapsamında çarşamba günü gerçekleştirilen gözaltılar sırasında, polisin Kara Kuvvetleri Komutanlığı Lojistik Komutanlığı'nda görevli Yarbay Mustafa Dönmez'in Sapanca'daki tek katlı evinde yaptığı aramada 22 adet el bombası, 1 adet makineli tüfek, 2 adet Kalaşnikof marka uzun namlulu silah ve 8 adet Kalaşnikof şarjörü ele geçirilmişti.

Güldibi Mahallesi'ndeki evde jandarmanın da katıldığı aramada, kalın naylon brandanın altına gizlenmiş silah ve mühimmat ile bazı dokümanlar bulunmuştu. Tutuklanan eski Özel Harekat Daire Başkanvekili İbrahim Şahin'in evinde bulunan bir kroki üzerine Gölbaşı'nda yapılan kazıda, 2 lav silahı, 10 el bombası, 10 sis bombası, TNT kalıpları, plastik patlayıcı, uzi mermileri ile işaret fişekleri bulunmuştu. Atatürk Orman Çiftliği, Saklıbahçe ile Hatay'da yapılan kazılarda herhangi bir bulguya rastlanmamıştı.

 
 
 

İşte Ankara'daki son anket!

ankara haber

Partiler bir yandan aday belirleme çalışmalarını sürdürürken diğer taraftan belediye başkan adaylığı kesinleşen isimler çalışmalara başladı.

Adayların aldığı oy oranı
29 Mart yerel seçimlere sayılı günler kala tansiyon iyice yükselmeye başladı. Partiler bir yandan aday belirleme çalışmalarını sürdürürken diğer taraftan belediye başkan adaylığı kesinleşen isimler çalışmalara başladı. Öncelikle adaylar, anket ve kamuoyu araştırmaları yaptırtarak oy oranlarını tespit etmeye çalışıyor.

Hiç kuşkusuz yerel seçimlerde en çok konuşulacak illerden birisi başkent. Ankara'da MHP ve CHP'den sonra AK Parti'nin de adayının açıklamasından sonra gergin olan siyasi atmosfer iyice gerildi. 3 dönemdir Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevini yürüten Melih Gökçek, bu seçimde de kazanması halinde yeni bir rekora imza atmış olacak.

Daha önce Melih Gökçek'in karşısında seçimi kaybeden Murat Karayalçın bir kez daha şansını deneyecek.

Kamuoyu araştırmalarına göre, MHP'nin adayı Mansur Yavaş'ın kazanma şansı biraz daha düşük görünüyor.

Melih Gökçek'in belediye başkan adayı açıklandığı gün www.bugun.com.tr sitesinde bir anket yapıldı... Ankette 'Sizce Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı kim olur?' sorusunu yöneltildi...

İşte 12 bin kişinin katıldığı anketin sonucu:

1-) Adayların aldığı oy sayısı

 
 
 

Ankara'da en büyük doğalgaz sızıntısı

ankara

Bir ailenin doğalgaz sızıntısından etkilendikleri yönündeki ihbarı üzerine, kontrol için Öveçler 1. Cadde'deki 14 numaralı apartmana gelen EGO ekipleri, apartmanda bulunan diğer dairelerden 9'unda da doğalgaz sızıntısı tespit etti.

Ekipler, herhangi bir olumsuzluk yaşanmasına karşı dairelerin gaz bağlantılarını kapattı.EGO ekipleri, bugüne kadar Ankara'da tespit edilen en yüksek gaz sızıntısının ihbarda bulunan ailenin dairesinde olduğunu belirtti.

Bu arada, gazı kesilen dairelerden birinin kombisinin yetkili servis tarafından 5 gün önce bakımının yapıldığı, ancak, sorun tespit edilemediği öğrenildi.

 

 
 
 

''Ankara İçin Biz Varız Platformu''

ankara haber

''Ankara İçin Biz Varız Platformu'' adı altında toplanan bazı siyasi partiler, yerel seçimlerde Ankara'da ortak belediye başkan adayı çıkaracak.


Emek Partisi (EMEP), Barış ve Demokrasi Partisi (BDP), Demokratik Toplum Partisi (DTP), Devrimci Sosyalist İşçi Partisi (DSİP), Emekçi Hareket Partisi (EHP), Sosyalist Parti (SP), Özgürlük ve Dayanışma Partisi (ÖDP), Sosyalist Demokrasi Partisi (SDP), Türkiye Komünist Partisi (TKP), çeşitli dernek ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri Mülkiyeliler Birliği'nde bir araya geldi.


BDP Ankara İl Başkanı Mustafa Yelkenli, burada katılımcılar adına yaptığı ortak açıklamada, 29 Mart Pazar günü yapılacak olan yerel seçimler için ''Ankara İçin Biz Varız Platformu'' olarak bir araya geldiklerini söyledi.

Yelkenli, ''Biz, Ankara'nın ilericileri-devrimcileri ve sosyalistleri olarak farklı siyasi parti, sendika, meslek örgütü, dernek ve inisiyatiflerden, farklı siyasal düşünce, inanç, etnik köken ve mesleklerden insanlar olarak kurumsal ya da bireysel duruşumuzla bir araya gelip, birikim,
beceri, güç ve olanaklarımızı birleştirerek yerel seçimlerde ortak davranmaya karar verdik'' dedi

 

 
 
 

Ankara'da banka soygunu

ankara haber

Ankara'nın Yenimahalle ilçesinde bir banka şubesini soyarak kaçan kar maskeli 2 zanlıdan biri, yakalanacağını anlayınca tabancayla kafasına ateş ederek ağır yaralandı.

Diğer soyguncu A. Ö. de polisler tarafından gözaltına alındı. Bu arada bankadan çalınan paralar ile banka güvenlik görevlisinin tabancası da otomobilde bulundu.

Edinilen bilgiye göre, Uzayyolu Caddesi'ndeki bir bankaya ait şubeye gelen kar maskeli 2 şahıs, banka görevlilerini silahla etkisiz hale getirip bankadan yaklaşık 100 bin TL'yi alarak otomobille kaçtı.

Şahısların yakalanması için çevrede çalışma başlatan polis, 389. Sokak'ta soyguncuların kullandığı plakasız aracı durdurdu. Karşısında polisi gören zanlılardan biri, panikleyerek araçtan inip tabancayla kafasına ateş etti.

Ambulansla Onkoloji Hastanesi'ne kaldırılan zanlının sağlık durumunun ağır olduğu bildirilirken, diğer zanlı ise polis tarafından gözaltına alındı.

Otomobilde yapılan aramada bankadan çalınan paralar ile banka güvenlik görevlisinin tabancası da ele geçirilirken, olayla ilgili soruşturma sürdürülüyor.